Kamu Gözetimi Kurumu (KGK), 13 Ocak 2026 tarihli kararıyla Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları'nın (TSRS) uygulama eşik değerlerini yeniden belirledi. 2025 yılına ilişkin eşik değerler, 2024'ün neredeyse iki katına çıkarıldı. Bu hamle, sürdürülebilirlik raporlaması alanında Türkiye'nin hızlı başlayıp temkinli devam etme stratejisini yansıtıyor. Fakat büyük resim değişmedi: sürdürülebilirlik raporlaması, elzem bir yükümlülük olarak Türk iş dünyasının gündemine kalıcı biçimde yerleşti.
TSRS Nedir ve Neden Önemli?
Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları, IFRS Vakfı bünyesindeki Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu'nun (ISSB) yayımladığı IFRS S1 ve IFRS S2 standartlarının Türkçeye uyarlanmış halidir. KGK tarafından 29 Aralık 2023'te Resmi Gazete'de yayımlanarak 1 Ocak 2024'ten itibaren yürürlüğe girdi. İki temel standarttan oluşur: TSRS 1, sürdürülebilirlikle ilgili finansal bilgilerin açıklanmasına dair genel hükümleri düzenler; şirketin karşı karşıya olduğu tüm sürdürülebilirlik risk ve fırsatlarının yatırımcılara nasıl raporlanacağını belirler. TSRS 2 ise iklimle ilgili fiziksel riskler (sel, kuraklık, sıcak dalgaları), geçiş riskleri (karbon vergisi, düzenleyici değişiklikler) ve fırsatların raporlanmasını kapsar.
Raporun dört ana bileşeni vardır:
Yönetişim (sürdürülebilirlik risklerinin yönetim kurulu ve üst yönetim düzeyinde nasıl ele alındığı),
Strateji (risk ve fırsatlara karşı geliştirilen yaklaşımlar ve bunların iş modeline etkisi),
Risk yönetimi (tanımlama, değerlendirme ve izleme süreçleri,
Metrikler ile hedefler (performans ölçümleri ve ilerleme takibi).
Bu çerçeve, şirketlerin çevresel ve sosyal performansını yatırımcılar, borç verenler ve diğer paydaşlar için şeffaf hale getirir. Geleneksel finansal raporlarla karşılaştırıldığında en temel fark, sürdürülebilirlik raporlamasının geleceğe yönelik senaryoları ve riskleri de kapsamasıdır.
Sürdürülebilirlik raporlaması ve ESG yetkinlikleri, 2026'da finans, denetim ve strateji alanlarında kariyer avantajı sağlayan en güncel beceriler arasında. CourseCV'nin sunduğu eğitim karşılaştırma imkanıyla, sürdürülebilirlik raporlama sertifika programlarını içerik ve maliyet bazında değerlendirerek doğru adımı atabilirsiniz.
Hangi Şirketler Kapsama Giriyor?
CBC Law'ın detaylı analizine göre, KGK kararında belirlenen ölçütlerden (aktif toplam, yıllık net satış hasılatı, çalışan sayısı) en az ikisinin eşik değerlerini art arda iki raporlama döneminde aşan işletmeler zorunlu kapsama giriyor. Bankalar, sigorta şirketleri, aracı kurumlar ve Borsa İstanbul'da işlem gören şirketler ise eşik değere bakılmaksızın raporlama yükümlüsü. Kapsam dışında kalan işletmeler, gönüllü olarak TSRS uyumlu rapor yayımlayabiliyor ve bu da yatırımcı güveni açısından avantaj sağlıyor.
2026 yılı için dikkat çekici gelişme, eşik değerlerin yükseltilmesi oldu. Bu karar, daha az sayıda işletmenin zorunlu kapsama girmesi anlamına geliyor. KGK, geniş kapsamlı bir çalışmadan ziyade kademeli bir geçiş stratejisi izliyor. Ancak bu strateji, kapsam dışında kalan firmaların konuyu ertelemesi gerektiği anlamına gelmiyor. Avrupa'ya ihracat yapan veya uluslararası yatırımcı arayan firmalar, TSRS kapsamında olmasalar bile gönüllü raporlama yapmaları bekleniyor. AB Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlaması Direktifi (CSRD), Türk tedarikçilerden de veri talep etmeye başladı; bu da konunun yalnızca büyük şirketlerle sınırlı kalmayacağının açık göstergesi. Gönüllü raporlama yapan KOBİ'ler, Avrupalı alıcılar nezdinde tercih edilme olasılığını artırırken, kredi derecelendirme süreçlerinde de avantaj kazanabiliyor. Bankalar, ESG performansını kredi risk değerlendirmesine dahil etmeye başladı; sürdürülebilirlik raporu olan firmalar daha uygun finansman koşullarına erişebiliyor.
İlk İki Dönem İçin Geçiş Kolaylıkları
TSRS, ilk iki raporlama döneminde önemli muafiyetler sunuyor. Kapsam 3 emisyonları — yani tedarik zinciri boyunca dolaylı karbon emisyonları — ilk iki yılda raporlanmak zorunda değil. Kapsam 3, toplam karbon ayak izinin genellikle yüzde 70'inden fazlasını oluşturduğu için, bu muafiyet özellikle veri toplama altyapısı henüz olgunlaşmamış firmalar için kritik bir nefes alanı yaratıyor. Ancak bu muafiyeti "henüz hazırlanmama gerekmiyor" şeklinde yorumlamak hata olur. İlk iki dönemdeki kolaylıklar, firmaların veri toplama sistemlerini kurması ve çalışanlarını eğitmesi için tanınmış bir süre. Ayrıca işletmeler, sürdürülebilirlik raporlarını finansal raporlardan sonra yayımlayabiliyor. Bu esneklikler, özellikle ilk kez raporlama yapacak şirketler için hazırlık süresini uzatıyor.
Raporlamaya Hazırlanmak İçin Ne Yapmalı?
Sürdürülebilirlik raporlaması, bir birime ait olmaktan ziyade, tüm organizasyonun meselesidir. Karbon ayak izi hesaplama, paydaş analizi, önemlilik değerlendirmesi (materiality assessment) ve veri toplama altyapısı gibi konularda yetkinlik geliştirmek gerekiyor. Finans ekibinin iklim senaryolarını modellemesi, operasyonların enerji tüketim verilerini sistematik kayıt altına alması, insan kaynaklarının sosyal metrikleri derlemesi gerekiyor. İlk adım olarak bir "boşluk analizi" yapmak faydalı: mevcut veri toplama süreçleriniz TSRS gerekliliklerini ne ölçüde karşılıyor, hangi veriler eksik, hangi departmanlar henüz sürece dahil değil? Bu analiz, raporlama yol haritasının temelini oluşturur. Dış danışmanlık almadan önce iç kapasitenizi değerlendirmek, hem maliyeti düşürür hem de sürecin sahiplenilmesini kolaylaştırır. Ticaret Bakanlığı'nın Yeşil Mutabakata Uyum Projesi Desteği, bu süreçteki danışmanlık ve eğitim giderlerinin yüzde 80'ini beş yıl boyunca karşılıyor; bu destek henüz yeterince bilinmiyor ve kullanılmıyor.
Türkiye, ISSB standartlarını benimseyen dünyadaki az sayıda ülkeden biri. Bu erken hamle, doğru değerlendirildiğinde hem şirketler hem de profesyoneller için güçlü bir rekabet avantajı demektir.